Sokak lambası titriyor,
Israrla camın buğusuna dokunan parmaklar gibi.
Oda daralıyor,
Eşyalar yer değiştiriyor karanlıkta;
Bir gölge, bir kıvrım, bir nefes…
Hava ağır,
Sanki yağmurdan hemen önce,
Sanki toprağın çatlaması gibi bir sarsıntı.
–
Açık bırakılmış bir kapıdan sızan,
O terli, o bitmek bilmeyen uğultu.
Sözcükler dökülüyor dudaktan ama ses yok,
Sadece bir temasın,
Bir tenin diğerine bıraktığı o imza.
–
Ve sonra…
Her şeyin durulduğu o ıslak an.
Leyâl,
Mutfakta damlayan musluk,
Yerde duran o yarım kalmış sessizlik.
Anlam kapandı,
Perde çekildi,
Biz kaldık;
Eksik, sıcak ve biraz da suçlu.