Kelimelerin yorulduğu o gri sınırdayız şimdi,
Piyanonun tuşları arasında biriken tozlar gibi sessiz.
Cem’in sesi, ince bir cam kesiği gibi sızarken odaya,
Siyahın beyaza, gecenin sabaha küstüğü yerdeyiz.
–
Hadi, kapat gözlerini…
Buradan çok uzaklarda, rüzgârın henüz icat edilmediği,
Denizlerin sadece gümüş rengi aktığı bir kıyı var.
Orada ne dün var yük olan, ne yarın var korkutan,
Sadece ritmi ağır, yorgun ve masum bir an var.
–
Şehrin gürültüsü bir uğultuya dönüşüp silinsin,
İçindeki o isimsiz boşluk, bir bulut gibi hafiflesin.
Bırak o hüzün, üzerine tam oturan bir hırka gibi kalsın,
Üşütmesin ama seni senden başka kimse de bulmasın.