Bir başka bahardan bakınır şimdi leyâlim,
Bir başka ekâlîmdeki eşkâl-i hayâlim.
–
Düşer kalb-i manzûma bir katre-i bârân,
Göçerken belde-i meçhûle cümle yârân,
Gözlerim en hafî, aks-i sedâ-yı âyân,
Gözlerimdir makarr-ı sükûn-u bî-pâyân,
Düşer kalb-i manzûma bir katre-i bârân.
–
Bir ben var, sâye-i mâzîde yapayalnız,
Rüya içre rüyada, bir sahrâda yalnız,
Âfâk-ı âlâm içinde bir tenha yıldız,
Hüznü aşkın kollarında bir sönük yaldız,
Bir ben var, sâye-i mâzîde yapayalnız.
–
Açar dehr-i gülistânda ahzân-ı gülgûn,
Bir uzak belde fakat rûha yakın, solgun,
Akar sadr-ı zamândan esrâr-ı gûnâ-gûn,
Şeb-i yeldâdır meftûn-u fecr-i âteşgûn,
Açar dehr-i gülistânda ahzân-ı gülgûn.
–
Uzlet ki asırlar boyu bir dem gibi gelmiş,
Uzlet ki lisânımda okunmaz bir elemmiş.
–
Doğarken yüzünde leyâlin bir iltizâz,
Nağmelerle, çocuk sesleriyle ihtizâz,
Riyâh-ı fasl-ı cedîd ile bir inkırâz,
Ve o zulmet-i mûtâda hasretle biraz,
Doğarken yüzünde leyâlin bir iltizâz.
–
Bir uzak beldedir, âmâk-ı gönlü açan,
Eşcâr-ı hüznün evrâk-ı lâlini saçan,
Tuyûr-ı bî-cenâh gibi etrâfa kaçan,
Bir âlem-i mâî-yi pür-hayalde uçan,
Bir uzak beldedir, âmâk-ı gönlü açan.
–
Bir fasl-ı hazândan dökülen bütün emrâz,
Dest-i rûhtan, yâdigâr-ı hiss-i nağme-sâz,
Eder diyâr-ı mahzûna pervâzü perdâz,
Birikir cûybârında, eşk-i cânân az az,
Bir fasl-ı hazândan dökülen bütün emrâz.
–
Ardındaki dünyaya giden yok şu cidârın,
Bir mesken-i vîrân oluvermiş koca dârın…